Kars şehir turu

 

 

 

 

 

 

 

 

En doğudaki ilimiz Kars aynı zamanda ülkemizin en soğuk illerinden de birisidir.
Kars ilimiz ve çevresinin (arkeolojik kazılar ve araştırmaların ışığında) Paleolitik, Mezolitik, Neolitik, Kalkolitik ve erken bronz çağlarından beri hep iskan edildiği bilgisine ulaşırız.
Kars adı: Bu konuda pek çok spekülasyon var. Biz şehrin ismini türkleştirmek istiyoruz, Gürcüler de gürcüleştirmek istiyorlar. Ben burada her iki bakış açısını da aldım....
* Kentin adı Karsaklardan gelir. Karsaklar MÖ. 130’lu yıllarda Kafkasya’dan bölgeye gelen eski Bulgar Türklerinin Valantur aşiretinin bir oymağının adıdır.  İlk yerleşim Karsaklar tarafından yapılır ve kente Kent adını karsaklardan alır.
* Kaşgarlı Mahmut Divan ü lügat it Türk adlı eserinde KARS sözcüğünün “deve ya da koyun tüyünden yapılan dokuma, giysi” anlamına geldiğini yazar.  
Böylece Türkiye’deki en eski Türkçe şehir adı Kars olmaktadır. (Kaynak: Prof. Dr. Bilge Umar, Türkiye’deki tarihsel adlar. Sayfa 395 İnkilap Kitabevi 1993 ISBN: 975-10-0539-6
* Başka bir görüşe göre de Kars ismini Hititlerden alır ve şehrin ismi Karsa olarak anılır. Karsa Hitit dilinde kutlu güzel akarsu anlamına gelir. Biraz da manevi anlam katılmış hali ise Kuwarsa olarak söylenir. Kuwa’nın, ana tanrıçanın akar suyu anlamına gelir.   
* Başka bir görüşe göre de kentin adı Gürcüce “kapı kenti” anlamına gelen “Karis Kalaki”den gelmektedir (Kaynak: İl İl Büyük Türkiye Ansiklopedisi Kars maddesi, 1991)
*********
Dünden bugüne Kars:
Arkeolojik kazılar yörede neolitik dönemden beri yerleşimlerin olduğunu gösterir. Ururtular (Kafkas halkları) ile başlayan sistemli ve köklü devlet yönetimlerini İskitler (Saka Türkleri), Kimmerler (Kafkas halkları), Persler (İran/Fars), Arsaklılar(Türk-Fars), Romalılar (Latin), Sasaniler (İran/Fars), Emeviler (Arap), Abbasiler (Arap), Bizans (Latin/Grek), Bağratlılar (Ermeni), Selçuklular (Türk), İlhanlılar (Moğol/Türk), Karakoyunlular (Türk), Akkoyunlular (Türk), Osmanlılar (Türk) ve Türkiye Cumhuriyeti olarak sıralayabiliriz.  Bir de geçici süre işgalci konumunda bölgeye gelip, tutunamayan ve giden istilacı devletlerin yönetimleri vardır. Bunları Moğollar, Gürcüler ve Ruslar olarak sıralayabiliriz.
Pek çok dilin konuşulduğu, pek çok kavimlerin egemen olduğu bölgede bugün sadece Türkler ve Kürtler yaşamakta. Arpaçay köylerinden birkaçında da çok az sayıda Molakan aile mevcuttur.
Bölgede yerleşim yerlerinin ortalama rakımı 1700 metre üzerindedir. Kışlar bölgede uzun sürdüğünden dolayı yaylalarda, platolarda eriyen kar sularının beslediği bol bol otlak ve çayırlık meralar vardır. Bu da hayvancılığın gelişmesinde önemli bir yer tutar.
Halkın geçim kaynağı çoğunlukla hayvancılıktır. Hayvan üretiminde büyük ve küçük baş hayvancılığın yanı sıra Kaz yetiştiriciliği de önemli bir yer tutmaktadır.  Tarım ürünleri iklimden dolayı sınırlıdır. Tarımsal ürünlerde Tahıl üretimi ilk sıradadır. Patates ve Pancar üretimi vardır. Meyve ve sebze üretimi ise azdır. Elma, Ceviz ve Kayısı en çok üretilen meyvelerdir.
Hayvansal ürünler olarak Peynircilik ve süt endüstrisi oldukça yaygındır.  
Çok az zirai ilaç kullanıldığından arıcılık da oldukça gelişmiştir. Yaylaların ve meraların genişliği, bitki çeşidinin zenginliğinden dolayı bölgeden rahatlıkla organik ballar alınabilir.  Kars Dağları:
Kars dağları ve yaylaları ile Anadolu’nun süt, peynir, bal üretim merkezlerindendir. Bölgenin önemli dağlarını da şöyle sıralayabiliriz: Allahuekber Dağları (3.120 m), Kol Dağı (3033 m), Ziyaret Dağı (2838 m), Balıklı Dağı (2808 m), Soğanlı Dağı (2808 m). . Ayrıca Kısır (3.197 m) ve Akbaba (3.026 m.)  Dağları büyük kısmı Ardahan ili sınırları içerisinde olmasına rağmen Kars coğrafyasına uzanır. Burada sadece belli başlı dağları aktardım.
Doğu Anadolu’nun en geniş platosuna sahip olan Kars ilinde irili ufaklı birçok göl bulunur. En büyüğü Çıldır olan bu mavi göller Aygır, Karzak Çenklice, Erhan, Turna, Çenekci, Kuyucuk, Çalı, Deniz ve Lavaşin’dir. Aras, Arpaçay, Kura ve Kars çayı, il sınırları içerisindeki kayda değer akarsuların başında gelir. Ormanların çok yer tutmadığı şehrin doğal bitki örtüsü bozkırdır. Ormanların büyük bir bölümü Sarıkamış ilçesine yayılan sarıçam (Pinus sylvestris) ağaçlarından oluşur. Kars coğrafyası önemli ekolojik sistemlerden sayılan plato ve dağ çayırlarına ev sahipliği yapmaktadır. Bu alanlarda sayısı 1250’ye yakın tohumlu bitki doğal olarak yetişir. Bu bitkilerden yüz tanesi dünyada başka hiçbir yerde yetişmeyen nadir bitki türleridir. ‘Kars’ adını taşıyan birçok bitki çeşidinden söz edebiliriz
------------------------------------
Yakın tarihte Kars yöresinde yaşanan işgaller.
Kars ilimiz Ruslar tarafından 1828 yılında, 1853-56 yıllarında defalarca kuşatılır ve her seferinde de geri püskürtülürler.
Ama 93 harbi sonunda Kars işgal edilir ve şehir 40 yıl süren en uzun işgal yıllarını yaşar.  93 harbi diye adlandırılan 1877-1878 Osmanlı Rus savaşı sonunda Osmanlı yenilir. Önce Ayastefanos (Yeşilköy) sonra Berlin Anlaşmaları imzalanır. Batum, Kars, Ardahan illeri Rusya’ya bırakılır. Rus işgali ile bölgedeki nüfus dengesi de değişir. Ruslar Kafkaslardan Rusların ve Ermenilerin Kars yöresine göçlerini teşvik eder.  20 yıl gibi bir zaman zarfında bölgeye 90.000 kişi üzerinde Ermeni, Molakan, Rus nüfus göç ederler. Gayrimüslim nüfusun Müslüman nüfusa oranı yaklaşık altıda biri iken (1/6) bu oran göçlerle eşitlenmeye çalışılmıştır.
Göçlere rağmen Müslüman ve Hıristiyan oranını eşitleyemeyince bu kez Ruslar başka bir kurnazlığa başvurarak Müslüman nüfusu önce Şii, Sünni olarak ikiye ayırırlar; sonra da bu grupları kendi aralarında Türk, Azeri, Kürt gibi etnik sınıflara ayırarak sayılarını az göstermeye çalışırlar.
22 Aralık 1914 -  4 Ocak 1915 tarihlerinde yapılan Sarıkamış harekatı askerlerimizin donarak ölmesi ile başarısızlıkla sonuçlanır ve Rusların bölgedeki hakimiyetleri daha da kuvvetlenir. Sarıkamış harekatını takip eden aylarda bölgeyi işgal eden Ruslar 40.000 üzerinde Müslümanı Osmanlının Sarıkamış harekatını alkışladıkları gerekçesi ile katlederler. Sarıkamış harekatı ile ilgili paylaşım Sarıkamış tanıtımında anlatılacak.
Rus işgali Kars ve çevresinde Bolşevik devrimine kadar devam eder. 17 Ekim 1917 Bolşevik devrimi sonrasında Ruslar tüm savaştıkları devletler ile kayıtsız şartsız barış isterler ve savaşa son vermek isterler.
2018 Ocak ayı başından itibaren Ruslar bölgeyi terk etmeye başlarlar. 3 Mart 1918 tarihinde Brest Litovsk anlaşması yapılır. Bu anlaşmaya göre Kars, Ardahan, Artvin, Batum Osmanlı Devleti’ne bırakılacaktır. Ermeniler bu anlaşmayı tanımadıklarını belirtirler ve Rusların çekildikleri bölgelerde yönetimi elde tutmak isterler. Osmanlı ordusu Kağızman, Sarıkamış istikametinden hareketle 25 Nisan 1918 tarihinde Kars’ı işgalden kurtarır.
30 Ekim Mondros Mütarekesine göre Osmanlı ordusu Kafkaslardan çekilmesi gerekiyordu. Bu durumu kabullenmeyen bölge idarecileri ve ileri gelenleri 3 ayrı hükümet kurarlar. 1. Bugünkü Gürcistan sınırları içerisinde bulunan Ahıska ve Ahılkelek çevresinde kurulan Ahıska Geçici Hükümeti, 2. Iğdır çevresinde kurulan Aras Türk Hükümeti, 3. Kars ve çevresinde kurulan Kars İslam Şurası.  Bu 3 yönetim 1 Aralık 1918 tarihinde bir araya gelirler ve Güneybatı Kafkas Geçici Hükûmeti adında bir devlet yapılanması planlanır.

Devletin adı: Cenub-ı Garbi Kafkas Hükümet-i Muvakkate-i Milliyesi
Başkenti: Kars
Para Birimi: Lira, kuruş
Dili: Türkçe
Yönetim Şekli: Şura - Danışma (12 kişilik danışma kurulu başkanı belirler)
İlk ve son Cumhurbaşkanı: Cihangirzade İbrahim Bey
Milletvekili sayısı: 131
Kuruluş: 1 Aralık 1918
Devletin İlanı: 18 Ocak 1919
Devletin Yıkılışı: 19 Nisan 1919 İngiliz işgali sonucu
--------------------------------------------
18 Ocak 1919 tarihinde de Güneybatı Kafkasya Cumhuriyeti’nin kurulduğunu Dünya’ya ilan ederler. Ama devlet uzun yaşamaz. Çünküüüüüüüü İngilizler Mondros ve Sevr maddelerini dayanak göstererek 19 Nisan 1919 tarihinde bölgeyi işgal ederler. Hükümetin 12 üyesini tutuklarlar ve Malta’ya sürgüne gönderirler. İngilizler bölgenin yönetimini Ermenilere bırakırlar. Tekrar Ermeni Türk savaşları başlar. Yani İngilizler en iyi bildikleri halkları biri birlerine düşürme politikalarını başarı ile uygularlar. Ermeniler ve Türkleri savaştırırlar, kendileri de keyif çatarlar. İngiliz, Fransız, Rus ve Amerikan siyasetinin en büyük iğrençliği bu işte... Hep maşa kullanırlar, halkları biri birlerine düşürürler, kendileri kenarda seyreder. Nasıl olsa birisi yener, diğeri de çok zayıf kalır, böylece bizim kölemiz olur diye düşünürler... Bunu da hep başarırlar...  
Kars 30 Ekim 1920 tarihine Kadar Ermenilerin yönetiminde kaldı. Kazım Karabekir Paşa Kars’ı çok kez almak istemişse de Ankara Hükümeti Lenin Rusya’sı ile yani Sovyetler Birliği ile ilişkileri bozmak istemediğinden Kazım Karabekir Paşa’ya savaş izni verilmemiştir.  Saldıran Türk tarafı almamalı diye düşünülmüştür. Nihayet 24 Eylül 1920 yılında Ermeniler topraklarını büyütmek amacı ile saldırı başlatırlar. Kazım Karabekir’e de meclisten savaş izni çıkar. Kısa sürede Türk ordusu Sarıkamış’ı alır ve 30 Ekim tarihinde Kars’a girer. Ermeniler Sovyetlerden yardım isteseler de Lenin buna sıcak bakmaz, çünkü saldıran Ermeni tarafı olduğu için Türkiye Büyük Millet Meclisini haklı görür.  Bu doğrultuda Kazım Karabekir daha da ileri gider, işgal edilen yerleri geri almaya başlar. Ermeniler Gümrü’ye kadar çekilirler ve 6 Kasım tarihinde Ankara Hükümeti’nden barış talebinde bulunurlar. Talep kabul edilir. Böylece 3 Aralık 1920 tarihinde Gümrü Anlaşması imzalanır. Bu anlaşma sonucu Dünya’da Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümetini tanıyan ilk devlet de Ermenistan Demokratik Cumhuriyeti olur.
-----------------
Kars Cumhuriyet hükümetleri döneminde biraz ihmal edilmiştir. Kars’a en büyük yatırımlar tarihte Saltuklular, Osmanlı Devleti ve Ruslar tarafından yapılmıştır.  Ruslar kendi şehir planını uygularken pek çok Osmanlı Eserini de maalesef tahrip etmişlerdir.  Bugün şehir merkezinde ağırlıklı olarak Rus işgali döneminde yapılan Baltık mimari tarzındaki resmi ve sivil mimari eserler görülür.
Hatta ilginç bir de siyasi anekdot veya fıkra anlatılır. Hoş olduğu için burada nakledeyim.
Süleyman Demirel şehri ziyarete gelir. Halktan ileri gelenlere “Validen, Belediye Başkanından bir şikayetiniz var mı?” diye sorar.
Verilen cevap ilginçtir. “Belediye başkanındın da validen bir şikayetimiz yok. Bizim sadece Ruslardan şikayetimiz var.” diye cevap verir halkın ileri gelenleri.
Demirel merakla sorar. “Ruslardan mı? Neden?”
Halk şu cevabı verir. “Bu Ruslar buraları 40 yıl işgal ettiler. Yollar yaptılar, binalar yaptılar, kanalizasyonlar yaptılar... Sonra gittiler... Hiç düşünmezler mi, bunca yıldır bu yollara, binalara, kanalizasyonlara ne oldu diye. Gelip yolları ve altyapıyı tamir etmedikleri için şikayetimiz var.” :-)
--------------------------------------------
Dostlar Kars'a senelerdir giderim. Yukarıdaki anektod o kadar gerçekçi ki, Kars'ı görenler bu hakkı teslim ederler. Maalesef sağ sol farketmez, hangi parti başa geçerse geçsin, şehre yatırım yapılmamış. Türkiye'nin en bakımsız şehri diyebiliriz. Halk candan, samimi, misafirsever... Ama bu halka yapılan hizmet sıfır... Bu yorum siyasi bir yorum değil. Konu herhangi bir partiyi övme veya yerme değil... Nüfus az olduğundan olsa gerek, oyların Türkiye genel oylarına etkisi az olacağından mıdır  nedir, kimse gereken özeni göstermemiş... Görüşleri farketmez, tüm partilerin ortak yanı, Kars'ın ihmal edilmesi olmuş... Hükümet partileri de olsa, muhalefet partileri de olsa bu farketmemiş... 
-------------------------
Bu kadar eleştiriden sonra konuyu güzel bir botanik bilgisi ile bağlayalım. Kars yöresi botanikte de adını duyurur. Dünya çapında 5 tane bitki Kars ismi ile anılır. Google amcaya sorun, o size bu çiçekler hakkında bilgi verir. Ben buraya latince isimlerini yazıyorum. Hepsi de çok güzel çiçekler / bitkiler.  
1. Allium karsianum, 2. Caucalis karsianum, 3. Festuca karsiana, 4. Lathyrus karsianus ve 5. Nonea karsensis.
Bitkilerden 3 tanesinin resmini internetten buldum. Kaynağını da altına yazdım. 

   
-------------------------------------------
Güzel bir botanik bilgisinin ardından Kars üzerine sohbeti sonlandırıp ziyaret noktalarını anlatmaya başlayalım...

Kars Kalesi:
1153 yılında bölgeye hakim olan Saltuklu Emirlerinden Melik 2. İzzeddin’in talimatı ile Vezir Firuz Aka tarafından yaptırılır.  Birkaç kez Gürcülerin eline geçer. 1386 yılında Timur şehri aldığında Kale tahrip edilir. 1579 yılında 3. Murat döneminde Bölgede bulunan Lala Mustafa Paşa tarafından yeniden inşa ettirilir. 1616 yılında 1. Ahmet döneminde ve 1636 yılında 4. Murat döneminde kale tamir ettirilir.
Rus işgali sırasında oldukça tahribat yaşar. Kale yeniden restore edilmiştir. Saltuklular ve Osmanlı döneminde Kalenin ön tarafında tüm şehri çevreleyen şehir surları vardır.  Ama bu surlardan herhangi bir kalıntı günümüze ulaşmamıştır. Kale Cumhuriyet devrinde çeşitli dönemlerde ihtiyaç duyuldukça restore edilmiştir. Şu anda iç kale çok iyi konumdadır.
Kaleye çıkıp şehri görebiliriz. Şehrin muhteşem bir görüntüsü var.
Kalenin bölge halkı için manevi ve folklorik bir değeri de vardır. Kümbet Camisi önünden yaya olarak kaleye çıkıldığında hemen girişte Kahraman Celal Baba türbesi karşılar ziyaretçileri.  Celal Baba’nın halk inancında çok ilginç bir hikayesi vardır. Kısaca bu inançtan ve türbenin yapılışından bahsedelim.
Halk inanışına göre Celal Baba Kars'ta yaşayan bir derviştir. Moğollar Kars’ı işgal ederler. Celal Baba da Moğol işgaline karşı savaşanlara katılır. Savaş esnasında aldığı bir kılıç darbesi ile başı kopar. Kopan başını yere düşmeden bir eli ile yakalayan Celal Baba başını koltuğunun altına alır ve savaşmaya devam eder. Başı olmadan kendileri ile savaşan Celal Babayı gören Moğol askerler kaçmaya başlarla.
Celal baba kalenin içine kadar cihadına devam eder. Kalede hiçbir Moğol askeri kalmaz. Celal Baba da türbenin şu anda bulunduğu yerde şehit düşer.
Moğollar da geri çekildikleri için Celal Baba'nın bu mucizevi kahramanlığını gören halk hemen kaleye koşarlar. Şehit olduğu yere de hemen bir mezar yaparlar.
Daha sonra Kars Moğollar tarafından işgal edilir ama Celal Baba'nın mezarına dokunmazlar. Celal Baba'nın mezarı zamanla halk arasında önemli bir ziyaretgah haline gelir.
1579 yılında padişah 3. Murat tarafından Erzurum'da bulunan Lala Mustafa Paşa'ya Kars Kalesinin tamiratı ve yenilenmesi görevi verilir. Lala Mustafa Paşa tamir ettirir, kuvvetlendirir ve kale içerisinde bulunan Celal Baba türbesini yeniden yaptırır. Maalesef Lala Mustafa Paşa'nın yaptırdığı türbe Rus işgali sırasında tamamen tahrip edilir.
Rus işgalinden sonra halkın kendi imkanları ile tabir edip ziyarete açık tuttukları türbe 2005 yılında tamir ettirilir. Bugün girişinde Kahraman Celal Baba tabelası asılıdır.

Havariler Kilisesi (Kümbet Camisi):
Kars’ta bulunan en eski mimari eserdir.
Bina ilk kez 930 - 937 yıllarında Ermeni Bağrati kralı 1. Abas tarafından Havariler Kilisesi ismi ile yaptırılır.
Yonca yaprağı şeklinde haç planlı olarak yapılır. Konik kubbe merkez alınarak doğuya, batıya, kuzeye ve güneye genişleyen apsisler ile yapılan kilise içeriden bakıldığında da haç görünümündedir.
Kilisenin konik kubbesi altına tamburu çevreleyecek şekilde 12 havarinin rölyefleri (kabartmaları) yapılır.
(Tambur: Mimaride silindir şeklinde çatı üst yapısı. Kelime Arapçadan Fransızcaya, Fransızcadan da Türkçeye geçmiştir)  
(Rölyef: Yüzeyin çökertme veya yükseltme şeklinde işlenmesi. Kabartma da denir.)
(12 Havari: İsa’nın güvendiği, bizatihi kendisinin eğittiği 12 öğrencisine verilen ad. Aynı zamanda bunlar İsa’nın öğretilerini yaymakla görevli kılınmışlardır.)

Kilise 1064 yılında Kars Selçuklular eline geçince camiye çevrilir. Yaklaşık yüz yıl sonra 1162 yılında Gürcüler Kars’ı ele geçirirler ve cami yeniden kiliseye çevrilir.   1226 yılından Celaleddin Harzemşah’ın Gürcüleri yenmesi ile Kars Harizmşahlar  (Harzemşahlar) Devletinin eline geçer ve Havariler Kilisesi Kümbet Camisi olur. Moğollar döneminde de cami olarak kullanılan yapı 1878 yılındaki Rus işgalinden sora Kiliseye çevrilir ama Ermeni Kilisesi olarak değil, Rus Ortodoks kilisesi olarak kullanılır. En son Rusların bölgeyi terk etmesinden sonra 25 Nisan 1918 tarihinde Kars’ın Türklerin eline geçmesi ve daha sonra kurulan Kars İslam şurası ve Güneybatı Kafkas Cumhuriyeti dönemlerinde bina yeniden Kümbet Camisi olarak kullanılır. 19 Nisan 1919 tarihinde bölgeyi işgal eden İngilizlerin yönetimi Ermenilere bırakması sonucunda bina son kez yeniden kiliseye dönüştürülür ve yaklaşık 1,5 yıl Havariler Kilisesi olarak kalır.
Kars’ın yeniden Türklerin eline geçmesinden sonra bina uzun süre depo olarak kullanılır. 1964 yılında Kars Müzesi olarak kullanılmaya başlanan bina 1981 yılında yeni Kars Müzesinin açılması ile kullanım dışı kalır.  1993 yılında da bina bakım ve temizlik işlemleri sonucunda Kümbet Camisi olarak yeniden ibadete açılır.      
Yukarıda da belirttiğim gibi konik kubbe altındaki tanburda 12 havarinin resimleri görülür.
Duvarlarda Ermeni Haç motifleri işlendiği göze çarpar. Dışarıdan bakıldığında haç plan çok rahat fark edilir. Kilisenin kuzeybatı cephesindeki Çan kulesi günümüze ulaşmamıştır. Kilise iken giriş  batı kısmında iken camiye çevrildikten sonra giriş kuzey Apsisinden yapılır.
İç kısımda halılar, mütevazı Mihrap ve Minberden başka büyük bir değişiklik yok.
Yalnız Rus işgali sırasında Rus kilisesi Ermeni kilisesi özelliğini bozarak ön tarafa çıkıntı olarak abartılı bir İkonostasis yaparlar. (İkonostasis: Ordodoks kiliselerinde apsis kısmında din adamlarına ayrılmış bölümü kilisenin ana bölümünde ayıran ikonalara süslenmiş duvar).
Kilisenin Bazalt yapı özelliğine karşı sırıtan bu ikonostasis kilisenin depo olarak kullanıldığı esnada ve müze olarak kullanıldığı esnada ve 1993 yılında camiye çevrildikten sonra da yıktırılmamış. Rus işgal döneminin hatırası olarak kalmış. Şu anda yapıda Ermeni kilise mimarisini, Rus ikonostasisini ve cami özelliklerini görürüz.
-----------
EVLİYA CAMİSİ ve EBUL HASAN HARAKANİ TÜRBESİ:
Kısa tanıtım:
Miladi 1033 yılında Anadolu'ya gelen ilk Alperenlerden Ebul Hasan Harakani Kars'ta şehit düşer.
Alperen: Eski Türklerde hem cesur, bahadır, savaşçı hem de manevî bir hüviyete sahip kimse. İslâmiyet’in kabulünden sonra hak dini yaymak için sınır boylarında gazâ eden dervişlere Alperen denirdi.
1064 yılında Ani'yi fetheden Selçuklu Sultanı Alparslan tarafından Harakani külliyesi kurulur.
1579 yılında 3. Murat'ın emri ile kars kalesini tamir ve kuvvetlendirmek için gelen Lala Mustafa Paşa Harakani külliyesini de genişleterek gördüğümüz camiyi Evliya cami ismi ile yaptırır.
Cami 2000 yılında restore edilir. Caminin sadece minaresi orijinaldir. Geri kalan iç ve dış mimarisi tamamen Osmanlı aslına uygun olarak yeniden yapılmıştır. Keşke caminin içerisine o kocaman avizeyi koymasalar imiş. Osmanlı cami mimarisinin ortasına heyula koca bir avize hiç yakışmıyor. Sırıtıyor.
Şimdi Harakani Hazretlerini tanıyalım:
M.S. 963 yılında bugünkü İran’ın Bistam şehrinin Harakan Köyünde doğar. 1033 yılında Kars’ta şehit düşer.
Bir çiftçi çocuğudur. Asıl adı Cafer oğlu Ali’dir
 Ebul Hasan küçük yaşlarında Harakan köyünde çobanlık yapar daha sonra çiftçilikle uğraşır.  Gençlik yıllarında Beyazid-i Bistaminin öğretisini benimser ve onun türbesinde türbedar olarak kalır. Geçimini sağlamak için de kervanlara yük taşır.
Kendisini tasavvufa veren Ebul Hasan kısa sürede gönüllere hitap eden bir hak aşığı olarak sohbeti aranan manevi şahsiyetlerden birisi olur.
 Bu dönem aynı zamanda Büyük Selçuklu devletinin doğum sancıları yaşanmaktadır. Çağrı Bey Bizansın en doğu topraklarına akınlar yapmaktadır. Ebul Hasan Harakani de Çağrı Bey’in komutanları ile ile Kars yöresine gelir. Burada Yahni dağı eteklerindeki bir savaşta yaralanır. Şehre hekimlere getirililer. Kurtarılamaz şehit düşer. Havariler Kilisesi yakınlarında Müslüman zanaatkarların yaşadığı yerde bir bahçeye defnedilir.
Cami ve Türbenin yapılışı ve geçirdiği tamiratların hikayesi:
Daha sonra Alparslan 1064 yılında Ani’yi fethettikten sonra Kars’a gelir. Kars’ta da hakimiyeti sağladıktan sonra Ebul Hasan Harakani’nin gömülü bulunduğu bahçeyi buldurur. Bir türbe yaptırır ve bir de külliye oluşturur.
Sonraki dönemlerde Saltuklu Gürcü mücadeleleri, Selçuklu Moğol mücadeleleri sonunda külliye oldukça zarar görür ve zamanla harabe halini alır.
1579 yılında Lala Mustafa Paşa Kaleyi tamire geldiğinde burada 3. Murat’ın emri ile Ebul Hasan Harakani Külliyesini yeniden canlandırır. Bugünkü görülen planda bir türbe yaptırılır. Hemen Türbenin yanına da Evliya Camisi adı ile bir cami yaptırılır. 1878-1918 yılları arasındaki Rus işgali esnasında 40 yıl içerisinde cami ve türbe oldukça tahrip olur. 1998 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğünün çalışmaları ile restorasyon çalışmaları başlatılır. Cami ve Türbe aslına uygun olarak yeniden yaptırılır. Bugün görülen türbenin ve caminin malzemeleri orijinal değil ama orijinal planında yenilenir.
Türbedeki mezarlar üzerine sandukalar da yenilenir. Restorasyon 2000 yılında tamamlanır, bugünkü görünümünü alır.
--------------------------------

KARS ULU CAMİ
Sultan 3. Muratın Emri ile 1579 tarihinde yapımına başlanır ve 3 yıl içerisinde biter.
1604 yılında Safevi hükümdarı Şah Abbas şehri ele geçirir ve camiyi de yıktırır.
Daha sonra bölge Safeviler ile Osmanlılar arasında devamlı savaş alanı haline gelir. Bir Osmanlılar, bir safeviler hakim olurlar. Bu belirsizlik 4. Murat'ın bağdat seferine kadar sürer.
4. Murat Safeviler Bağdat'ta yendikten sonra Safeviler ile bir barış anlaşması yapılır. Türkiye ve İran arasındaki sınır bu anlaşma ile belirlenir. Safeviler Doğuanadoludan çekilirler.
Bir daha öyle ciddi yıkıcı bir safevi saldırısı olmaz.
4. Muratın oğlu Sultan İbrahim zamanında 1643 yılında Sultan 3. Murat anısına Ulu cami yeniden yaptırılır. Kentin en büyük camisi olur.
Cami 1877 - 78 Osmanlı - Rus savaşandın sonra Kars'ın işgal yıllarında Ruslar tarafından silah deposu olarak kullanılır.
Savaş yıllarını hatırlayan kişilerin anlatımlarında taşnak çetelerinin müslümanları camiye doldurup yakıtığından bahsedilir. Halk arasında Ulu camiden ziyade yanık cami diye anılırmış.
Cumhuriyet döneminde cami yeniden tamir ettirilmez. 1938 yılında Ulu Cami yıkık ve terkedilmiş olduğu için cami özel şahıslara satılır. Yani Caminin tapusu özel şahısların eline geçer.
1994 yılında Karslı bir grup vatandaş bir araya gelerek camiyi satın alanlar ile görüşürler. İnsanları ikna ederler, ödedikleri paranın bugünkü karşığı ödenir, camiye ait olan yerler geri alınır.
Cami ve arsasının yeni saphipleri Caminin restore edilip ibadete açılması şartı ile bedelsiz olarak Vakıflar Genel Müdürlüğüne devrederler.
2002 yılında bölgede bulunan diğer yapılar da kamulaştırılarak caminin orijinaline sadık kalınarak bugünkü hali ile inşasına başlanır. 2009 yılında da ibadete açılır.
Bu caminin dışı ve içi çok güzel restore edilmiş. Ama yine aynı ata yapılmış. Osmanlı camilerinde olmayan abartılı bir avize sistemi bu camiye de yerleştirilmiş. O avizenin resmini de koyuyorum.
Evliya camisindeki avize ve bu aynı yerden alınmış olmalı. Birbirlerine benziyorlar. Sadece Ulucamininki adına uygun olsun diye olsa gerek, biraz daha büyük... Keşke mütevazı bir aydınlatma yapılsa idi...
-----------------------------------------

TARİHİ TAŞKÖPRÜ
1579 yılında 3. Murat döneminde yaptırtılır.
1719 yılında gelen kuvvetli bir sel sonunda yıkılır ve Orijinaline uygun bir şekilde yeniden yaptırtılır.
53,50 m. uzunluğunda, 8,40 m. genişliğindedir.
En son restorasyon 2013 yılında Karayolları Bölge Müdürlüğü tarafından yaptırılır.

HAMAMLAR:
Kars çayının iki yanında, taş Köprü yanında eski Osmanlı hamamları halen ayakta. Yakın zamana kadar kullanımda olduğu için de varlıklarını sürdürürler. Eski Selçuklu ve Osmanlı kentlerinde hamamlar devamlı yapılır. Onun için tarihte görülen temizlik eksenli salgın hastalıklar Osmanlı coğrafyasında pek fazla görülmez. Hamamların Restorasyon çalışmaları sürdüğünden ziyarete kapalı durumdalar.

Namık Kemal Evi
Ünlü vatan şairimiz Namık Kemal çocukluğunda dedesinin Kars kaymakamlığına atandığı 1853-1854 yıllarında Kars’ta bu evde kalır. Ev restore edilip Kültür evi olarak kullanılır.
Kültür Evini ziyaret edenler Aşıkların atışmalarını dinleyebilirler. Sözlü kültürün yaşadığı bir kültür evi.
Namık Kemal’i kısaca hatırlayalım:
Mehmet Namık Kemal 21 Aralık 1840 tarihinde Tekirdağ’da doğar. 1848 yılında öksüz kalınca hep dedesi Abdüllatif Paşa’nın yanında kalır ve onunla birlikte ülkenin pek çok kentini gezer, pek çok münevver insanla tanışma fırsatı bulur. Mevleviliğe ilgi duyar. Çok iyi derecede Farsça konuşabilir. Daha sonra da Fransızca öğrenir.  Genç yaşta şiirler ve tiyatro eserleri yazmaya başlar.
Hayata atılınca bürokraside çalışır. Vali yardımcısı, Mutasarrıflık gibi görevlerde bulunur. Genç Osmanlılar hareketinde bulunur. Vatanın yıkılma yolunda olduğunu görünce üzülür. Eserler verir. Namık Kemalden çok etkilenenlerden birisi de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür.
Mutasarrıflık görevini yaparken vezirler ve sadrazam ile yani bakanlar ve başbakan ile iyi geçinmediği için, rüşvet ve kokuşmuşluğu hep eleştirdiği için devlet idaresine karışamayacak yerlere görevlendirilir. Yani sürgün edilir. Kıbrıs Magosa’ya, Midilli’ye, Rodos’a ve son olarak da Sakız Adasına sürgün edilir.  İlk Sürgün Kıbrıs’a, ikinci Sürgün Midilli’ye, üçüncü Sürgün Rodos, sonra da Sakız adasına. Bu sürgün esnasında çok yıpranır. Sakız adasının havası sağlığına iyi gelmez ve genç yaşta 48 yaşında Sakız Adasında hakka yürür. Orada bir caminin haziresine defnedilir. Sonra 2. Abdülhamit’in emri ile Mezarı Gelibolu’ya nakledilir, Orhan Gazi’nin oğlu şehzade Süleyman Paşa’nın türbesi yanına defnedilir. Allah rahmet etsin...

KARS'TA BALTIK MİMARİSİ ETKİSİ
Ruslar Kars'ı işgal ettikten sonra imar faaliyetlerine girişirler. Hollanda'dan mimarlar davet edilir.
Rusyanın kuzey kısımlarında Baltık Denizi kıyılarında uyguladıkları mimariyi Kars'ta uygularlar.
Sokaklar biribirlerini keserler. Binaların aralarında büyük avlular vardır. Şehirde ızgara kent planı uygulanır. Aslında bu planı ilk uygulayan Miletlilerdir.
Miletli Mimar Hipodomos uygular ilk kez bu mimarı tarzı. Sonra pek çok helenistik şehirlerde ve roma şehirlerinde uygulanır.
Günümüzde Almanya ve Hollanda'da da bu mimarinin uygulandığı kentler vardır.
Yani bize baltık mimarisi diye sunulan kent planlaması aslında Anadolulu bir uygulama. Yani Milet'ten. Ama binaların mimarisi tamamen Rus-Baltık mimarisidir.
Şehir merkezinde de onlarca güze bina izleyenler güzel ber görsellik sunar.
Eski Belediye binası, Eski Vali Konağı, İl Sağlık Müdürlüğü Binası gibi pek çok tarihi bina şehir gezisinde görülür.
Binalarda malzeme olarak kesme bazalt taşı kullanılmıştır.
Binalar genellikle tek veya iki katlıdırlar. Nadiren 3 katlı binalara da rastlanır.

 

Fethiye Camisi:
1877-78 Osmanlı Rus savaşı sonundaki işgal esnasında 1880-90 yıllarında Aziz Alexander Newsky Ortodoks Kilisesi olarak yaptırılır. Alexander Newsky 1220-1263 yılları arasında yaşamış Rurik hanedanlığı prensi ve aynı zamanda bir Rus Milli Kahramanıdır.  
Tek katlı ve dikdörtgen planlı yapının çatı kısmındaki orijinal mimari aksamların bir bölümü sonradan değiştirilmiştir. Cumhuriyetin ilanından sonra kapalı spor salonu olarak kullanılan bina 1985 yılında Fethiye Camisi olarak ibadete açılır.
Resimlerden siyah beyaz olanı 1930 yılında bir kutlamadan alınmış. Muhtemelen Cumhuriyet Bayramı kutlaması olabilir.

KARS ATATÜRK ANITLARI:
Kentte iki adet büyük Atatürk Anıtı var.
Ayakta duran Atatürk Anıtı 1937 yılında heykeltıraş Kenan Yontuç tarafından daha önceden 1931 yılında yaptığı heykelin beğenilmemesi üzerine yeniden yapılır.
At üzerindeki heykel ise 2003 yılında zamanın başbakanı Tayyip Erdoğan tarafından açılır.

 

GAZİ AHMET MUHTAR PAŞA KONAĞI
Konak 19. yüz yılın başlarında yapılır. İki katlıdır.   Kentteki Osmanlı sivil mimarisinin örneğidir.
Güney cephede büyükçe bir balkonu vardır. Mekanlar Peç sistemi adı verilen bir sistemle ısıtılır.
Peç sisteminde odaların birbirleri ile kesiştiği beden duvarlarındaki tuğla boşluklar veya yerleştirilen künkler vasıtası ile Ocaktaki veya sobadaki ısı duvarlara dağıtılarak merkezi bir ısıtma sisteminin oluşturulur.
1877 - 1878 Osmanlı Rus harbinde ordu komutanı Gazi Ahmet Muhtar Paşa tarafından bu konak karargah olarak kullanılır.  Harap haldeki bina 2001 yılında restore edilerek Güzel sanatlar galerisi olarak ziyarete açılır.
Gazi Ahmet Muhtar Paşa’nın hayatına da kısa bir göz atalım:
Gazi Ahmet Muhtar Paşa, 1 Kasım 1839 tarihinde Bursa'da doğar. Ahmet Muhtar 6 yaşında iken babası ölünce dedesi tarafından yetiştirilir.
1851 yılında Askeri liseye başlar. 1856 yılında da Istanbul Harp okuluna girer,1860 yılında mezun olur. 1863 yılında dostları ile birlikte kimsesi olmayan kız ve erkek çocuklara eğitim hizmeti verme gayesi ile bugünkü Darüşşafaka Cemiyetini kurarlar. (Darüşşafaka Şefkat yurdu demektir)
1867 yılında Balkanlarda Karadağ isyanlarının bastırılmasında, 1869 yılında Yemende arap isyanlarının bastırılmasında başarılı olduğu için 1871 yılında 32/33 yaşında iken müşir (maraşal) rütbesi verilir ve Yemen valisi olarak görev alır. 93 Harbinde de Kafkas Cephesi başkomutanlığına getirilir.
İmkansızlıklara rağmen Ruslara karşı çoğunlukla zaferler elde eder veya çok iyi bir savunma yaparak zayiatı azaltır. Başarılarından dolayı Mehmet Reşat tarafından 22 Temmuz 2012 tarihinde Sadrazamlığa (başbakanlığa) getirilir. Ama kötü yönetimin ve ittihatçıların baskılarına dayanamayıp 3 ay sonra istifa eder.
Gazi Ahmet Muhtar Paşa askerliğin yanı sıra çok iyi bir gökbilimcisi ve matematikçidir. Şu anda kullandığımız Miladi takvime ve uluslararası saat sistemine geçişi savunan ilk devlet adamıdır. Bu konuda Islahat-ül takvim diye bir kitap da yazar.
Gazi Ahmet Muhtar Paşa 21 Ocak 1919 tarihinde İstanbul’da vefat eder. Mezarı Fatih Camisi haziresindedir. 22 adet yazılı eser bırakmıştır.
Konak 19. yüz yılın başlarında yapılır. İki katlıdır.   Kentteki Osmanlı sivil mimarisinin örneğidir.
Güney cephede büyükçe bir balkonu vardır. Mekanlar Peç sistemi adı verilen bir sistemle ısıtılır.
Peç sisteminde odaların birbirleri ile kesiştiği beden duvarlarındaki tuğla boşluklar veya yerleştirilen künkler vasıtası ile Ocaktaki veya sobadaki ısı duvarlara dağıtılarak merkezi bir ısıtma sisteminin oluşturulur.
1877 - 1878 Osmanlı Rus harbinde ordu komutanı Gazi Ahmet Muhtar Paşa tarafından bu konak karargah olarak kullanılır.  Harap haldeki bina 2001 yılında restore edilerek Güzel sanatlar galerisi olarak ziyarete açılır.
Gazi Ahmet Muhtar Paşa’nın hayatına da kısa bir göz atalım:
Gazi Ahmet Muhtar Paşa, 1 Kasım 1839 tarihinde Bursa'da doğar. Ahmet Muhtar 6 yaşında iken babası ölünce dedesi tarafından yetiştirilir.
1851 yılında Askeri liseye başlar. 1856 yılında da Istanbul Harp okuluna girer,1860 yılında mezun olur. 1863 yılında dostları ile birlikte kimsesi olmayan kız ve erkek çocuklara eğitim hizmeti verme gayesi ile bugünkü Darüşşafaka Cemiyetini kurarlar. (Darüşşafaka Şefkat yurdu demektir)
1867 yılında Balkanlarda Karadağ isyanlarının bastırılmasında, 1869 yılında Yemende arap isyanlarının bastırılmasında başarılı olduğu için 1871 yılında 32/33 yaşında iken müşir (maraşal) rütbesi verilir ve Yemen valisi olarak görev alır. 93 Harbinde de Kafkas Cephesi başkomutanlığına getirilir.
İmkansızlıklara rağmen Ruslara karşı çoğunlukla zaferler elde eder veya çok iyi bir savunma yaparak zayiatı azaltır. Başarılarından dolayı Mehmet Reşat tarafından 22 Temmuz 2012 tarihinde Sadrazamlığa (başbakanlığa) getirilir. Ama kötü yönetimin ve ittihatçıların baskılarına dayanamayıp 3 ay sonra istifa eder.
Gazi Ahmet Muhtar Paşa askerliğin yanı sıra çok iyi bir gökbilimcisi ve matematikçidir. Şu anda kullandığımız Miladi takvime ve uluslararası saat sistemine geçişi savunan ilk devlet adamıdır. Bu konuda Islahat-ül takvim diye bir kitap da yazar.
Gazi Ahmet Muhtar Paşa 21 Ocak 1919 tarihinde İstanbul’da vefat eder. Mezarı Fatih Camisi haziresindedir. 22 adet yazılı eser bırakmıştır.

KARS TABYALARI VE KANLI TABYA  (Kafkas Cephesi Harp Tarihi Müzesi)
Tabya Arapçadan dilimize geçer. Hazırlık, donatma, yığma anlamına gelir.
Tabyaların yapılması ve kullanışı ise Cephelerde Askeri korumak için sağlam taş ve betonla yapılmış sığınaklardır. O zamanın savaş koşullarında zamanın top mermilerinin ve güllelerin tahrip edemeyeceği sağlamlıkta yapılırlar. İçerisinde askerler için koğuşlar ve cephaneler bulunur.
Kars tabyaları İran saldırılarına karşı planlanır ama Ruslara karşı kullanılır. Karsta bulunan 46 adet tabyadan bir tanesi Kafkas Cephesi Harp Tarihi Müzesi olarak planlanır ve hizmete açılır.
Bu tabyanın asıl adı yeni tabyadır ama sonradan halk tarafından kanlı tabya olarak adlandırılmıştır.  
Kanlı tabya denmesinin sebebine gelince:  
Bu tabya 1803 tarihinde 3. Selim tarafından yaptırılır. 1828 tarihinde Ruslar Kars'a sık sık saldırılar yaparlar.
Bu saldırılardan birisinde gece baskını yapılır ve tabyada bulunan askerlerin hepsi şehit edilir. Bunun üzerine Tabya kanlı tabya olarak anılır.
Tabya 1855 ve 1877-78 Osmanlı rus savaşlarında savunma binası olarak kullanılır.
Bugün tabya içerisinde Kafkas cephesi savaşlarının izleri ziyaretçilere teknoloji de kullanılarak sunulur.
Özellikle Sarıkamış Harekatında şehit olan askerlerimizin ayaklarındaki çarıklar orijinal olarak ışıklar eşliğinde sergilenir. Sergi salonunun her iki tarafına yerleştirilen, duvarı kaplayan aynalar vasıtası ile çarıklar içerisinde yanan ışıklar askerlerimizin ruhlarının sonsuzluğa yolculuğu vurgulanmaya çalışılır.
Ayrıca kar altında kalan askerlerimizi sembolize eden vitrine cep telefonları kameraları ile bakıldığı zaman sanki karlar altı görülüyormuş hissine varılır.  Müze ziyaretçilerini mutlaka büyüler.

Kars Tren istasyonu:
İlk kez gar 1899 yılında Ruslar tarafından yapılır. Amaç Osmanlı cephesini daha iyi kontrol altında tutmaktır. İnşaat devletleştirilen Transkafkasya Demiryolu işletmesine tarafından gerçekleştirilir.
Tiflis’ten Kars’a kadar demiryolu hattı döşenir. Daha sonra bu hat Erzurum’a kadar uzatılır. Hattın raylar arası genişliği Avrupa ülkelerindekine göre dardır.
Kurtuluş Savaşı sonunda Kars da vatan topraklarına katılır. Ülkede ulaşım seferberliği ile demiryolu ağlarının yapımına başlanır.
Ruslar ile yapılan görüşmeler sonunda Erzurum - Kars hattı  işletim hakkı 1927 yılında Transkafkasya demiryolu işletmesinden satın alınır ve hemen faaliyete başlar. 1939 yılında Ankara – Erzurum demiryolu hattı tamamlanır ve işletmeye açılır. Erzurum’a kadar olan hatta Avrupa standart demiryolu rayları döşendiği için yolcular Kars’a devam edebilmeleri için Erzurum’da aktarma yapılır. 1949 – 1961 yılları arasında da Erzurum – Kars arasındaki demir yolu parça parça yapılarak tamamlanır. Önce Horasan’a hatar, sonra Sarıkamış’a kadar, 1961’de de Kars’a kadar raylar yenilenir.

Hoş gelişler ola, Mustafa Kemal Paşa marşının İLK söylendiği yer burası:
 Bu Türkü Azerbaycanlı besteci Mehmet Türkel Bey tarafından yazılarak Azerbaycan halkı adına Atatürk'e ithaf edilir. Atatürk’e sunuş hikayesi de şöyle:
6 Ekim 1924 yılında Atatürk Kars'a gelir. Gelince onu tren istasyonunda bir sürpriz beklemektedir.
Atatürk gelmeden önce mahalli sanatçılar kendi aralarında organize olurlar. Mehmet Türkel'in şiirini Tağı Bey (Tağı Oşenyüzen) besteler. Müzisyenler hazırlık yaparlar. Türküyü bir Kafkas folklor oyununa uyarlarlar.
Gazi gara inince karşılama esnasında Türkü Kafkas halk oyunlar eşliğinde okunmaya ve oynanmaya başlanır.
Atatürk çok duygulanır. Hem Şiiri yazan Mehmet Türkel Bey'e hem de Tağı Bey'e hediyeler verir.
Sonra eser türkü olarak, marş olarak, folklor müziği olarak tüm yurda yayılır...  

Hoş gelişler ola Mustafa Kemal Paşa
Askerin milletin bayrağınla çok yaşa

Arş arş arş ileri ileri arş ileri
Marş ileri, dönmez geri, Türk’ün askeri
Sağdan sola, soldan sağa
Al da bayrağı düşman üstüne

Cephede süngüler ayna gibi parlıyor
Azeri Türkleri bayrak açmış bekliyor

Arş arş arş ileri ileri arş ileri
Marş ileri, dönmez geri, türk'ün askeri
Sağdan sola, soldan sağa
Al da bayrağı düşman üstüne

Parlayan yıldızın alemi tenvir eder
Cumhuriyet bayrağın semalar içre süzer

Arş arş arş ileri ileri arş ileri
Marş ileri, dönmez geri, türk'ün askeri
Sağdan sola, soldan sağa
Al da bayrağı düşman üstüne

Not: Bu türkünün daha önce Enver Paşa için yazıldığı da söylenir.
Aslının Hoş gelişler ola, kahraman Enver paşa olduğu yazılır.
Yalnız burada bir çelişki var:
Hem Enver Paşa için yazıldığı söylenen dizelere, hem de Mustafa Kemal Paşa için yazılan dizelere bakınca sonuç tartışmasız anlaşılır.
"Parlayan Yıldızın Alemi Tenvir Eder"
"Cumhuriyet Bayrağın Semalar İçre Süzer"   dizelerini okuyunca Mustafa Kemal Paşa için olduğu kesinleşir, çünkü Enver Paşa zamanında "CUMHURİYET BAYRAĞI" yoktu, saltanat bayrağı vardı.
Yine de bu marş ile Enver Paşa ve Mustafa Kemal Paşa'yı biri birisi ile vuruşturmamak gerekir.
Kars gezimizi burada tamamlayıp, Gerçi Kars’ta mutlaka görülmesi gereken küçük ama çok güzel bir Kars Müzesi var. İçerisinde Arkeolojik ve etnografik eserler sergileniyor ve ziyaretçilerin biraz zor bulması için adeta şehir dışına saklanmış. Tanıtımını burada yapmak için yerimiz kalmadı. Karsı ziyaret ederseniz Kars Müzesini de ziyaret etmenizi tavsiye ederim.
Ani ve Sarıkamış gezilerine diğer sayfalarda devam edelim...
-----------------------------
Sayfamı okuduğunuz için teşekkür ederim.
Kendi hayat felsefenize göre sağlıklı, huzurlu, mutlu yaşayacağınız güzel bir ömür dilerim. Kaderiniz hep güzel olsun.
Saygılar, Selamlar
Muammer Çelik

 

Not: En iyi kars turunu bir seyahat acentası ile yaparsınız. Hem çok yorulmazsınız, hem de pek çok hoş ayrıntıyı Tur rehberiniz size sunar...
Kars'ta en az bir gece konaklamalı turları tercih etmenizi tavsiye ederim.
Eğer taşıma imkanınız var ise Kars'ta özellikle kaşar peyniri çeşitleri ile bal almayı unutmayın.