Çanakkale Destanı

Sevgili Seyahatseverler,
Çanakkale ülkemizde ziyaret edilme önceliği olan yarlerin başında gelir...Taşıdığı tarihi misyon ile birlikte manevi emanetleri de bağrında barındırır…
Eğer Çanakkale’ye gelirseniz ve rehberliğinizi de ben yapacak olursam size sunacağım gezi akışını aktarmaya çalışacağım.
Gezi esnasında geçmişten geleceğe kurulacak köprülerle tarihimize yeni bir bakış açısı sunmayı hedefliyorum. Bu kapsamda Çanakkale savaşlarının tarihimizdeki yerini, ulusça yapılan direnişin, dayanışmanın, kaynaşmanın önemini vurgulamaya çalışacağım.
Sahip olduğumuz cennet ülkemizin ne zorluklarla düşman işgalinden korunarak bize emanet edildiğini görüp; tarih bilinci ile ülkeyi ayakta tutan manevi değerlerimizi yoğun bir şekilde yeniden hissedeceğiz. Aynı zamanda bu cennet vatanı bize hediye eden şehitlerimizin üzerimizdeki haklarını hatırlayarak, düşünerek, hissederek, onların ruhlarına fatihalar göndereceğiz.
Şehitlerimizi yanına elimiz boş gitmiyoruz. Şehrimizin, tüm akraba ve dostlarımızın selamlarını, dualarını, iyi dileklerini götürüyoruz. Şehit dedelerimizin ruhlarının bizi orada karşıladıklarını, ziyaretimizi beklediklerini de hissedeceğiz.
Gezimizin bitiminde Çanakkale’de şehit veya gazi olan dedelerimizin ruhlarının bizler için hazırladığı ve kalbimize kazıdıkları büyük hediyelerle  döneceğiz şehirlerimize. Bu hediyelerden bazıları: Daha da artmış olan vatan sevgisi, inancın gücü, dayanışma, umut, çaresiz sanılan durumlarda bile kendine güvenip dayanışma içinde olmayı başarma gücü, içimizdeki devi uyandırma hevesi, düşmanına dahi saygılı olma erdemliliği gibi pek çok değerler...
Eğer günlük tur sizin de zorunlu bir program sıralamanız yok ise size uygulaması kolay ve güzel bir ur akışını öneririm. Şu anda kendinizin turda olduğunuzu düşünün... 
Önce feribotla Eceabat'a oradan da Kilitbahir'e gidiyoruz. Kilitbahir 1462-63 yıllarında Fatih Sultan Mehmet tarafından Anadolu yakasındaki Çimenlik kalesi ile karşı karşıya boğazın en dar yerine yaptırılmıştır. Sanki Fatih Sultan Mehmet, burayı yaptırtırken bir gün bu kalenin bir ulusu yok etmeye gelen yıkıcı fırtınaların kale duvarlarına çarparak durmasını, yok olmasını istemiş gibidir. Kanuni Sultan Süleyman ve 2. Abdülhamit tarafından yapılan ilavelerle güçlendirilen kaleyi gezerken bölge hakkında ilk önbilgimizi alıyoruz.  Namazgah, Hamidiye Tabyaları, Mecidiye Tabyalarını görüp, Seyit Onbaşı Anıtı önüne geliyoruz.
Seyit Onbaşı 215 okkalık yani 276 kiloluk top mermisini üç kez topun ağzına sürmüş, Ocean Gemisi'nin yara almasını sağlamıştır. Tarihin değişmesini sağlayan kahraman askerimizin anıtı önünde boğazı bir de Seyit Onbaşı'nın gözü ile görmeye çalışıyoruz. Çanakkale Boğazının tarihi şahitliğine bakıp, derinliklerine dalıp, o ağırlığı Seyit Onbaşı'ya vatan ve millet sevgisi ve iman gücü dışında neyin kaldırtabileceğini düşünüyoruz.
Havuzlar Şehitliği'ni ve Soğanlıdere Şehitliği'ni görüyoruz. Çanakkale Savaşlarının en yoğun yaşandığı yerlerden birisi olan ve şehit kanlarıyla sulanan Alçıtepe'den geçip Son Ok Anıtı'nı ve Sargıyeri Şehitliği'ni geziyoruz. Sargıyeri Şehitliğinde savaş anında yaralıların tedavi edildiği sahra hastanesi vardı. Sadece yaralıların tedavi gördüğü, hatta yaralı düşman esirlerinin dahi tedavi edildiği bu sahra hastanesi savaş kuralları çiğnenerek bombalanmış ve binlerce yaralı burada şehit düşmüştü. Bu sahra hastanesi, bildiğimiz hastane değildir. Gölge ağaç dipleridir. Türkler yaralılarını yatırıp tedavi ederken, düşman da yaralılarını getirip tedavi ettiriyordu. Biraz önce karşı karşıya savaşanlar, burada yan yana tedavi görüyorlardı. Düşmanlık bir anda yardımlaşmaya dönüşüyordu. Fakat düşman buranın sadece yaralılarla dolu olduğunu; hatta kendi askerlerinin dahi burada tedavi edildiğini bile bile bu sahra hastanesinin bulunduğu yeri bombalıyordu ve oluk oluk kan ve organlar akıyordu. Sargıyeri Şehitliği, duygularımızın zirveye çıktığı bir yer. Bu alanda yaklaşık 18.000 şehidimiz yatmaktadır. Buranın hemen yakınında başka bir duygu seline kapılıyoruz.
15.000 şehidimizin topluca gömüldüğü Nuri Yamut Anıtı'nı ziyaret ediyoruz. Nuri Yamut emekli bir subay. İstanbul'daki gayrimenkullerini satar ve bu şehitliğin düzenlenmesini sağlar. Tüm mal varlığını bize bu vatanda özgürce yaşamamızı sağlayan ecdadımıza şükran borcunu az da olsa ödeyebilmek için harcar. Buraları gezerken, acaba biz vatanımız için veya vatanımızı bize kazandıranlara şükran borcu için acaba nelerimizi verebiliyoruz diye düşünüyoruz... Duygularla dolu bir ziyaretin ardından Seddülbahir'e ve Ertuğrul Koyu'na hakim bir tepeye kurulmuş olan Yahya Çavuş Anıtı'nı ziyaret ediyoruz. 25 Nisan 1915 Ertuğrul Koyu'ndan çıkartma yapan düşman kuvvetine 63 kişilik takımı ile karşı koyan Ezineli Yahya Çavuş güneş batana kadar karşı koymuştur. İngilizler buradaki mücadelede generalleri Napier'i kaybetmişlerdir. İngiliz tarihçileri bile Yahya Çavuşun kahramanlığından bahsetmişlerdir.
Daha sonra 1954-1960 yılları arasında tüm Çanakkale şehitleri anısına boğaza hakim bir tepe üzerinde kurulmuş, bütün ihtişamı ile boğazı izlemekte olan Şehitler Abidesi'ni ziyaret ediyoruz.
Okul turlarında öğrencilerimizle onar kişilik gruplara ayrılıp şehitlerimizin isimlerini okumaya başlıyoruz. Öğrencilerimiz şehitlerimizin isimlerini okurken, haritayı açıyoruz önümüze ve öğrencilerimizle birlikte az da olsa şehitlerimizin illeri, yaşları hakkında sohbet edip, şehitlerimize olan ilgilerini artırmaya çalışıyoruz.
Öğlen yemeğinin ardından Arıburnu'na gelip 25 Nisan 1915' te Anzakların çıkarma yaptığı, Anzaklar'ın ismi ile anılan koya geliyoruz. Buradan çok şiddetli çarpışmaların yapıldığı, 1520 şehit ve 4750 yaralı vermemize rağmen kahramanca savunulan Kanlı Sırt'a gidiyoruz.
Bomba Sırtı’nı size Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün anlatımı ile sunayım: "Size Bomba Sırtı Vakası'nı anlatmadan geçemeyeceğim. Karşılıklı siperlerimiz arasında mesafemiz sekiz metre, yani ölüm muhakkak, muhakkak... Birinci siperdekiler hiçbiri kurtulamamacasına tamamen düşüyor, ikincidekiler onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar gıptaya şayan bir itidal ve tevekkülle, biliyor musunuz Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, en ufak bir fütur bile göstermiyor, sarsılmak yok. Okumak bilenler ellerinde Kuran'ı Kerim, cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler, kelime-i şahadet getirerek yürüyorlar. Bu, Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren, şaşılacak ve övülecek bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebesini kazandıran bu yüksek ruhtur.”
Daha sonra Bomba Sırtı'nda savaşırken şehit olan 628 kahraman şehidimiz adına 12 Aralık 1932'de yapılan, kazı çalışmalarında da İngiliz Yüzbaşı Waiters ve 57. alay 6. bölük komutanı Erzincanlı üs teğmen Mustafa Asım Bey'in iskeletlerinin birlikte bulunduğu 57. Alay Şehitliği'ne varıyoruz.
Atatürk'ün savaşın gidişatını gözetlediği, saatinin parçalandığı, siperlerle çevrili Conkbayırı'nı  ve siperleri görüyoruz. Conk Bayırı olayını da yine Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün anlatımı ile sunuyorum.
-------
"10 Ağustos 1915. Conkbayırı'nı almak ve bütün boğaza hakim olmak için İngilizler 20.000 kişilik bir kuvvetle günlerce kazdıkları siperlere yerleşmişler, hücum anını bekliyorlardı. Gecenin karanlığı tamamen kalkmış, tan ağarmak üzere idi. 8. Tümen komutanı ve diğer subaylarını çağırdım.
Mutlaka düşmanı mağlup edeceğinize inanıyorum. Ancak siz acele etmeyin evvela ben ileri gideyim. Size ben kırbacımla işaret verdiğim zaman hep birlikte atılırsınız dedim. Bu durumdan askerlerini de haberdar etmelerini istedim. Hüc
um baskın tarzında olacaktı. Sakin adımlarla ve süzülerek düşmana 20-30 metre yaklaştım. Binlerce askerin bulunduğu Conkbayırı'nda çıt çıkmıyordu. Dudaklar sessizce bu sıcak gecede dua ediyordu. Kontrol ettim. Kırbacımı başımın üstünde kaldırıp çevirdim ve birden aşağı indirdim. Saat 04.30'da kıyametler kopmuştu İngilizler neye uğradıklarını şaşırmıştı. Allah Allah sesleri bütün cephelerde, karanlıkta gökleri yırtıyordu.
Her tara
f duman içinde ve heyecan her yere hakim olmuştu. Düşmanın topçu ateşi gülleleri büyük çukurlar açıyor her tarafa şarapnel ve kurşun yağıyordu. Büyük bir şarapnel parçası tam kalbimin üzerine çarptı, sarsıldım elimi göğsüme götürdüm kan akmıyordu. Olayı Yb. Servet Bey'den başka kimse görmemişti. Ona parmağımla susmasını emrettim. Çünkü vurulduğumun duyulması cephelerde panik yaratabilirdi. Kalbimin üzerinde cebimde bulunan saat paramparça olmuştu. O gün akşama kadar birliklerin başında daha hırslı olarak çarpıştım. Yalnız bu şarapnel, kalbimin üzerinde aylarca gitmeyen derin bir kan lekesi bırakmıştı. Aynı gün gece yani 10 Ağustos günü beni mutlak ölümden kurtaran ve parçalanan saatimi Ordu Komutanı Liman von Sanders Paşaya hatıra olarak verdim. Çok şaşırmış ve heyecanlanmıştı. Kendileri de altın cep saatini bana hediye ettiler.
Bu hücumlarda İngilizler binlerce ölü bırakarak tamamen geri çekildi ve Çanakkale'nin geçilmeyeceğini iyice anlamış oldular."

-------
Şehitliklerimizi ziyaretin ardından bizi yok etmeye gelen düşman askerlerinin mezarlarını da görüyoruz. Ulusumuzun büyüklüğüne bir kez daha şahit oluyoruz burada. Hangi millet kendi ülkesinde kendisini ezmeye, yok etmeye gelen işgalcilere böyle güzel mezarlar yaptırtır? Bu da Türk ulusunun savaşlardan sonra kendisini yok etmeye çalışan diğer uluslara karşı beyaz sayfa açmasının en güzel örneğidir. Bu büyüklüğü dünyanın başka hiçbir yerinde göremeyiz.
Beraberce gezimizin bir değerlendirmesini yapacağımız sohbet esnasında duygularımızı aktarıyoruz birbirimize.
Gezimizin sonunda savaşta kullanılan her tür mühimmatın sergilendiği Çanakkale Savaşı Müzesi'ni ziyaret ediyoruz.
---------------------

Not: Rehberler tur organize etmezler. Organize edilmiş turlara rehberlik hizmeti verirler ve sadece verdikleri rehberlik hizmetinden sorumludurlar.
Konaklama tesisleri, otobüs, gezilecek yerlerin belirlenmesi, programda değişiklik yapma gibi konularda Turizm Seyahat Acentası ve Tur Operatörleri yetkili ve sorumludur.