BİR HEYKELİN HİKAYESİ

ATATÜRK SIRTINI KONYA’YA MI DÖNMÜŞ, YOKSA KONYA ATATÜRK’ÜN TERSİ İSTİKAMETTE Mİ GELİŞMİŞ?!?…
Bu heykelin bir hikayesi var... Ama önce gerçek hikâyeyi anlatalım, sonra da uydurulan hikayeyi anlatalım...
Gerçeği: Heykelin bulunduğu alanda 1. Dünya savaşı esnasında 1915 yılında Konya'nın buğday ambarı olduğunu belirtmek için bir Ziraat Abidesi yaptırılmaya karar verilir. Mimar Muzaffer Bey de bir havuzun içerisine dört cepheli şu anda gördüğümüz kaide üzerine her cepheye ikişer seramik küre yapar.
Kürelerin içerisinden de buğdaylar çıkmaktadır...
Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduktan sonra Türkiye’yi kalkındırmak, bayındır hale getirmek ve yurt dışındaki Avrupa kentleri benzeri bir görüntüye kavuşturmak için yurt dışından davet edilen heykeltıraşlara Atatürk heykelleri sipariş edilir… Tüm Avrupa kentlerinde değişik meydanlarda ve yerlerde iz bırakan devlet adamlarının, bilim adamlarının, sanatçıların, masal kahramanlarının ve sosyal olayların heykelleri görülür...
Türkiye’de pek çok heykelde imzası bulunan heykeltıraş Heinrich Krippel'e Konya için de bir heykel sipariş verilir.
Heinrich Krippel şehirdeki eski ziraat abidesi üzerindeki küreleri kaldırır. Ziraat abidesi kaidesi üzerine gördüğümüz Atatürk heykelini yapar...
Atatürk ayakta dikilmektedir. Bir eli ile kılıcının kabzasını tutarken diğer elini de ziraatı temsil etsin diye yerden yükselen buğday başaklarına uzatmıştır...
Heykel yabancı heykeltıraşların Türkiye'de yapmış oldukları en başarılı Atatürk heykelidir..
Heykelin yapıldığı dönemde Konya’ya trenle gelindiği için heykelin yönü tren garından yanadır. Şehre gelenler ilk önce Atatürk heykeli tarafından karşılanırlar... Ama Tren yolculuğunun yerini otobüs yolculuğu aldıktan sonra kent otogar istikametine gelişmiştir. Dolayısı ile Atatürk heykeli şehrin eskiden merkez olan, sonradan merkezden uzaklaşan yerde kalır... Hızlı tren seferleri ile birlikte bugün şehre trenle gelenler yine Atatürk tarafından karşılanırlar…
********
Şimdi de UYDURULAN hikayeyi anlatayım...
Efendim Atatürk Konya’ya gelince halk tarafından yeterli ilgiyi görmemiş, onun için sırtını Konya’ya dönmüş... Heykel de öyle yapılmış... Elinin birisi yerden çıkan buğdaylara değiyor, diğer elinde de kılıç var... Efendim Atatürk Konyalılara diyesiymiş ki: Ey Konyalılar eğer bu buğday olmasa idi, sizi kılıçtan geçirirdim... TABİİ BU ANLATIM ATATÜRK’E VE KONYA’YA YAPILAN BÜYÜK BİR İFTİRADIR... Ama dinlemesi kimseye zarar da vermez... Ciddiye almadan çerez niyetine dinlenebilir...
Peki neden buğday ve kılıç?
BUĞDAY: Kent tarım kenti ve daha önce heykelin bulunduğu yerde ziraat abidesi vardı... Dolayısı ile buğday tarımını sembolize eder... Konya Türkiye’nin tahıl ambarı olarak bilinir. ((idi!!!) Belki şu anda ithalat Konya’da yapılan üretimi sollamış olabilir)
KILIÇ: Dikkat edersek Atatürk askeri kıyafet içerisinde. O dönemde tüm paşaların kılıçları da vardır... Kılıç aynı zamanda adaletli gücü temsil eder...
Bu tasarım Atatürk’ün tercihi değil, heykeli yapan heykeltıraş Krippel’in tasarımıdır... Ve tahılı, dolayısı ile tarımı da temsil eden güzel bir tasarımdır denebilir...
Sanat otoriteleri tüm Türkiye’de yabancılar tarafından yapılmış olan Atatürk heykellerinin orantı ve estetik olarak en güzel olanı Konya için Heinrich Krippel Tarafından yapılan Atatürk heykeli diye belirtirler...

Yorum Yapmak İçin Kayıt Olunuz !

Yorumlar
Bu Konu İle İlgili Henüz Yorum Yapılmamış...